İPEKVEHARE
9 Aralık 2010 Perşembe
Bir parça kayın ağacı
Giacometti'nin atölyesi. Çirkinliğini sevmek, sakatlığı sevmek, nesnenin yalnızlığını paylaşmak... Bütün bunları borçluyuz ona. Sana.
7 Aralık 2010 Salı
Gün ve Bakış Kovalamaca
- Bakışları takip et. Gözleri takip et. Nereye bakıyorlar? Baktıklarında ne düşünüyorlar?
- BALKON JEAN GENET. Irma: Sevinç. Carmen: İpek.
(Irma, dünyadan gelen anlamındaki isim.) Hiçbir şeye benzemiyor. Gerçekten. Gerçek gerçeğe benzemiyor. Pek ukala kalacak u.
- Özgür: Ramşo & Ramses 1 ve Ramses 2.
- İki elim kızgın tavadaydı.
- BALKON JEAN GENET. Irma: Sevinç. Carmen: İpek.
(Irma, dünyadan gelen anlamındaki isim.) Hiçbir şeye benzemiyor. Gerçekten. Gerçek gerçeğe benzemiyor. Pek ukala kalacak u.
- Özgür: Ramşo & Ramses 1 ve Ramses 2.
- İki elim kızgın tavadaydı.
3 Aralık 2010 Cuma
FOOL FOR LOVE -
EDDIE: Neye istersen inanabilirsin.
MAY: Gerçeğe inanacağım! O daha az kafa karıştırırır.
Özgür ile çalıştık. Yarın perde!
MAY: Gerçeğe inanacağım! O daha az kafa karıştırırır.
Özgür ile çalıştık. Yarın perde!
16 Kasım 2010 Salı
miscellaneous
Yeniden. Hücrelerin kendini yemesi, kanser, ahtapot gibi. Bilge Karasu, yengeç ve kanserden yola çıkmıştı. Kanser kendi kollarını yiyen ahtapot.
29 Ekim 2010 Cuma
şemsiye ve trompet
bir şemsiye daha uçtu. uçmadan önce kırıldı, ters döndü. dışımda. fırtınaya karşı mücadele etmeyi öğrenememiş hâlâ ellerim. içimde. varsın uçsun, bir ağacın dibine konsun. yeni şemsiyeler filizlensin. kırmızıda. ve bu arada trompete gelince fişeklerle dolan bir gökyüzü bir trompetin yanında nedir ki? ayağını kaldırıma hafifçe vurup sürüyen biri trompeti duyduğu için tereddüte düştü sanır. trompet ona hatırlatmıştır, uzun zaman aralamadığı o kapıyı. kapı aralığından içeri girer biri. hep iki. hep iki.
28 Ekim 2010 Perşembe
terra cota
yalnızca her anın kıymetini hissedebildiğimde yaşadığımı fark ediyorum: eylerken. ritim, ses, ritim, ses, ritim, ses, ritim müzikal duyguyu yaratıyor, vücudun soyutlandığı alanda söze yer yok, uyum fışkırdığında güzele evriliyor, kendiliğinden. ne savunma, ne yargılama, ne bir yere yetişme derdi, ne öfke var. ve ne zaman ki o beklenmedik sesler bir anda vücut bulmaya başlıyor, vücutlarını buluyor, doğaçlamanın en tepe noktasında kainatı hissediyorum. her an buna açık. bu çok kışkırtıcı çünkü o ana kadar sessiz olan ne varsa seninle konuşuyor. bundan sonra ölebilirim.
24 Ekim 2010 Pazar
Ronelda Kamfer
Ronelda Kamfer, yalın bir dille, lafı eveleyip gevelemeden geçiyor yüreğimden.Gözlerimi Afrika'ya çeviriyorum. Afrika yüreğini bize dönüyor.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)