29 Ekim 2010 Cuma

şemsiye ve trompet

bir şemsiye daha uçtu. uçmadan önce kırıldı, ters döndü. dışımda. fırtınaya karşı mücadele etmeyi öğrenememiş hâlâ ellerim. içimde. varsın uçsun, bir ağacın dibine konsun. yeni şemsiyeler filizlensin. kırmızıda. ve bu arada trompete gelince fişeklerle dolan bir gökyüzü bir trompetin yanında nedir ki? ayağını kaldırıma hafifçe vurup sürüyen biri trompeti duyduğu için tereddüte düştü sanır. trompet ona hatırlatmıştır, uzun zaman aralamadığı o kapıyı. kapı aralığından içeri girer biri. hep iki. hep iki.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder